-Yazan Işık Sükan-

ADI KONMAMIŞ YAŞAMAK

Bu gün İstanbul vıcık vıcık bir kış günü yaşıyor. Her tarafı birden örten bembeyaz karlar, erimiş çamurla karışmış. Damların üstü ıslak. Güneş, soğuk etrafı aydınlatıp duruyor. Gidip gelen insanların başları hep önlerinde. Ayakları kayıp düşmesinler diye olacak. Benim ayaklarım, daha yeni yeni ısınıyor. Sabahtan beri. Ama şimdi memnunum. Böyle sıcacık oturup, pencereden dışarıyı seyretmek iyi geliyor. Biraz evvel gidip karnımı doyurdum. Acele atıştırırken bir an evvel buraya gelip isınmak istiyordum. Böyle bir günde tok karınla pencerenin ardına geçip, sokağı seyrederek sıcacık oturmak, az şey midir. Elimde gazeteler. Sefalet çeken çocukların maceralarını okuyorum. Gözlerimde kimsenin fark etmesini istemediğim yaşlar birikiyor. Ama bütün yapabildiğim daha doğrusu yapamadığım şey, bu göz yaşlarından ibaret. Dün, buraya o Allah’ın ayazında, burnunu sokağa uzatanların cesur sayılabilecekleri soğuk havada, bir çocuk geldi. Sırtındaki ceket, bir vücudu sonbahar rüzgârlarına karşı bile korumaya muktedir değildi. Alabildiğine zayıf alabildiğine soluk bir çocuktu. Tertemiz yüzünde masum bakan iki ela göz parıldıyordu. Bacağı kırılmış ameliyat etmişler. Sopa gibi dimdik tutuyordu bacağını. El cağızları mosmor olmuştu. Memleketine gidecekmiş yol parası istiyordu. Memleketi de Türkiye’nin öteki ucunda. Git git bitmez, uç uç konulmaz bir yerde. Çantamda sadece bir yirmi beş kuruş vardı, onunla çocuğa bir çay ısmarlayayım dedim. Başkası ısmarlamış. Getirip eline verdiler. Öylece oturdu fukara. On beş lira toplanınca kalktı gitti. Ardından dakikalarca onu düşündüm. Ama faydasız bir şey düşünmek. İnsanın elinden bir şey gelmedikten sonra, düşünmesi kaç para eder? İşte bu günde soğuk. Vıcık vıcık çamurların içinde yürüyen, kaynaşan onlarsa insan görüyorum penceremden. Hepsinin yüzleri önüne bakıyor. Hepsi ayrı bir dünya. Hepsinin düşündükleri, istedikleri bir şeyler var. Hepsi ayrı bir âlem. Kimi zengin fakat çoğunluğu fukara bir kalabalık. Bazılarının ellerinde sıcaklığı adeta buradan bile hissedilen pideler var. Pidelilerin yüzlerinden memnuniyet okunuyormuş gibi geliyor bana. Aklıma neler geliyor ve ben neler evham ediyorum kendime. Belki de burada, farkında olmadan görebildiğim bütün insanların yerine kendim, koymak suretiyle onların hissiyatlarını yaşamaya çalışıyorum. Kim bilir, böylece, kayıtsız olmaktansa daha insani bir davranışta bulunuyorum belki de. Kayıtsız olmak için insanın başından ya çok acı tecrübeler geçmiş olmalı, veya korkunç derecede hissiz olmalı. İnsanlığa gösterilebilecek en büyük hakaret kayıtsızlıktır. Istırap çeken, mesut olan insan karşısında kayıtsızlık… Hayat ne çabuk ve ne devamlı bir değişmeye tabii. Göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir zamanda insanın kayıtsız kaldığı konuların içinde kendini buluvermesi içten bile değildir.

Pencere bir kuş geldi. Boynunda gece mavisi ve yeşil tüylerden bir gerdanlık var adeta. Kuşlar bana şimdi uzaklarda buluna oğlumu hatırlatıyor. O da bir kuş kadar cıvıl cıvıl minik bir çocuktu. Yeni yürümeye başladığı için, kuşlar gibi sağına soluna sallanırdı. Bazen de usturubu ile yere oturuverirdi. Tıpkı bir kuş gibi elimden uzaklara uçtu gitti. Artık sabah kalkınca kimsenin o minik o yumuk ellerinden öpmüyorum. Hiç kimse o kuş gibi cıvıldayan sesin neşesini bana veremiyor. Oğlum uzaklarda, artık beni değil başkalarını mesut ediyor. Ve ben burada sıcak odalarda, çoğu zaman yemek bile yememiş olarak, sokağa bakıp düşünüyorum. Boğazıma düğümler takılıyor. gözlerimin önündeki manzaralar sisleniyor. İçimde kopan feryatlar oğlumu geri istiyor. Ama istemek kaç para eder. Ayaklarım yine üşümeye başladı. Bu böyle olmayacak, yine pencereden dışarı bakmalıyım. İnsanlara, erimiş karlara ve asırlık binalara. Onların içinde benden ziyade kötü günler görmüş olanlar var. Yaşamak için kendimi avutmalıyım. Cesaret, cesaret, cesaret…

   
     
HİKAYELER
Adı Konmamış Hikayeler1
Adı Konmamış Hikayeler2
Adı Konmamış Hikayeler3
Adı Konmamış Hikayeler4
Ateş Böcekleri Efsanesi

© 2005 Işık Sükan - Her Hakkı Saklıdır. İzin almadan çoğaltılamaz ve kopyalanamaz.
Bu site bir Bora Döken tasarımıdır.