-Hazırlayan Işık Sükan-

Mevlana'dan İnciler (II)

Kanın süt alması için bir zaman lazımdır.

*

Bu ağzı kapa da o alemi gör. O aleme göz bağı boğaz ve ağızdır.

*

Bir akıl başka bir akılla birleşti mi; kötü işe kötü söze mani olur. Fakat nefis başka bir nefisle dost olursa cüzi akıl bir işe yaramaz.

*

Yürü tez bir Tanrı dostu ara. Böyle yaptı mı Tanrı senin dostun olur.

*

Ağyardan (düşman) halvet etmek gerek, yardan değil.

*

Mümin müminin aynası olunca yüzü gözü buğulanmadan kurtulur.

*

Kötü dostla ünsiyet belaya bulaşmaktır.

*

Bilgi ile uyumak uyanıklıktır. Vay bilgesiz ile oturan uyanık kişiye.

*

Kargalar güz mevsimi otağlarını kurdular mı bülbüller gizlenir ve susarlar.

*

Ey eşeklere karışan, utan! Bu beş duygudan başka beş duygu daha vardır. O duygular kırmızı altın gibidir, bunlar bakır gibi. Tanıyışta anlayışta mahareti olanlar, o pazarda nasıl olur da bakır duyguyu altın duygu gibi alır?

*

Çöp nedir? Mevki ve mal sevdası. Ey kararsız kişi, mal çöpten ibarettir ama boğazındaysa Abu hayatı içermez.

*

Gerileme de gerilemeyi arar. Diken eken ancak yeşermiş taze diken elde edebilir. Sakın ektiğin dikeni gül bahçesinde arama.

*

Alimin azığı ve sermayesi kalemden meydana gelen eserlerdir. Sofinin azığı ve sermayesi nedir? Ayak izleri!

*

Ruh üzümden şarabı, yoktan varı görür.

*

İnsan yılana akrebe ne yaptı ki onlar daima insanı sokmak öldürmek isterler. Bu hasette nihayet yaratılışta vardır.

*

İnsanların çoğu insan yiyicidir. Onların selam vermelerine pek emin olma. Hepsinin gönlü şeytan evidir. İnsan şeytanına pek kulak asma. Şeytanın ağzından çıkan "La Havle" 'ye kanan kişi savaşta eşek gibi tepesi üstüne düşer.

*

Yabancı kimdir. Senin toprak bedenin. Senin gama, eleme düşmen onun yüzündendir.

*

Teni miskler içine yerleştirsen yine ölüm gününde pis kokusu meydana çıkar.

*

Kin yüzünden yol azıtanlara kin tutma, çünkü onların kabirleri de kin tutanların yanına kazarlar. Kinin aslı cehennemdir.

*

Gül suyu isen seni başa sürer göğüslere serperler. Sidik isen dışarı atarlar.

*

Hakikatte gündüz velilerin sırrıdır. Gündüzü Tanrı erinin sırlarının aksi bilin. Gözü örten akşam da onun ayıp örtücülüğünün aksi.

Tanrı'nın kuşluk vaktine and olsun.

**********************************************

Açıklamalar:

Şimdi Miraç günü "istiftah" günü diye anılmaktadır. Halk arasında Recep ayının ilk Cuma'sı olarak Miraç meşhur olmuş ise de hadislerde bir rivayet yoktur.
İmam Cafer, İmam Hz. Hasan'ın oğlu Hasan-Al Müsenna'nın oğlu Davut'un annesine oğlunun hapisten kurtulması için bir dua belletmiş. Ve bu duayı Recep ayının 13,14 ve 15. günleri oruç tutup 15. günü ikindi namazından sonra okunmasını söylenmiştir. O günün (15 Recep) istiftah günü olarak tercih edildi.

*

Zülkarney'in batıya ve doğuya gittiği ve oralarda vahşi bir halde yaşayan insan topluluklarına rastladığı anlatılmaktadır. Kef Suresi (82-101). Bu zata "İskender'i Zülkarney" 'de derler. Zülkarney iki boynuzlu demektir. Başlığında iki boynuz olduğundan yahut dünyanın doğu ve batısını gezdiğinden kendisine bu lakap verilmiştir.

Kuran'da da "Yahudiler Tanrı'nın elleri bağlanmıştır" dediler. Onların elleri bağlansın. Ve söyledikleri söz yüzünden lanete uğradılar. Maide 64; Yargılayan ve acıyan Tanrı arş üstündedir. Onu kaplamıştır. Ta Ha (Sure 20 Ayet 5); Ve Rabbine melekler saf saf gelir. Fecr (Sure 89 Ayet 22)"

Bazı dar düşünceliler bunlara olduğu gibi mana vererek Tanrı insan şeklindedir, eli, ayağı, yüzü gözü vardır, yalnız keyfiyetini bilmeyiz demişlerdir. Bazıları da daha da ileri giderek keyfiyetinden de bahsetmişlerdir. Bunlara "müşebbihe-mücessime" yani Tanrı'yı insana benzeten ve onun cismi olduğunu sananlara denir. Bu inanışta olanlara da "müşebbih" derler. Müslümanların çoğu da bu ayetlere mecazi mana vererek tevhidin, yani Tanrı'yı tek bilmenin bir şartı da onu kul ve mahluk sıfatlarından uzak bilmektir demişlerdir ki bunlarca müvahhit kendileridir.

*

Çelebi Hüsamettin'in adı Hasan'dır. Hz. Mevlana'nın tarikat evladıdır ve Mesnevi'nin katibidir.

*

Arapça da bir yanı tutan bir tarafa çekilen manasına itizal denir. İslam dinine Yunan felsefesinin tesirinden sonra meydana gelen bir mezhep vardır ki bu mezhep erbabına "mutezile" bu mezhebe uyan kişiye de "mutezileli" denir.

Tanrı'nın zatına nispetle sıfatları olmadığını, Tanrı'ya ait sıfatları kabul edersek onu kula benzeteceğimizi söyler. Adil olduğu ve iyiliğe iyilikle, kötülüğe kötülükle karşılık verdiğinden iyilik ve kötülüğü kendi irade ve ihtiyarımızla yaptığımızı, Tanrı'nın bizim yapacağımız şeyleri bilmesi ve o şeyleri bize yaptırmaya cebretmediğini kabul ederler. Aynı zamanda cisim olmayan Tanrı'nın hiçbir suretle ve hiçbir yerde görülemeyeceğinde ısrar ederler.
Sıfatları kabul etmemeye "Tevhid" kulların işledikleri işlerde kaderi inkara "âdil" adını veren bu mezhep ehli, kendilerine "adil" ve tevhid erbabı demişlerdir.

*

Kuran'ın 99. suresi olan "Zilzat" suresinin 7 ve 8. ayetlerinde "Kim zerre kadar hayır işlerse hayrının mükafatını görür, kim bir zerre kadar şer işlerse şerrin karşılığını görür.

*

Sofiler, ruhu hayat ve hayat kabiliyeti olarak kabul ederler. Bu bakımdan cansızların duruşu ve varlığı bir hayat eseridir. Buna "Ruh-u cemadi" derler. Nebatlarda bundan başka bir üreme, yetişme, büyüme vardır. Bu kabiliyete "Ruh-u Nebati" adı verilir. Hayvanlarda bunlarla beraber bir de hareket vardır. Bu hususiyet "Ruh-u Hayvani diye anılır.
İnsanlarda bu üç ruhtan başka söz söyleme ve anlama kabiliyeti de vardır ki "Latife-yi Rabbaniye" Tanrı lütfu, Tanrı vergisidir. İşte insan Tanrısına bununla ulaşır.

*

Hz. Muhammed'in "Tanrı'ya isyandan ancak Tanrı koruması ile korunulur, Tanrı'ya itaatte ancak onun kuvveti ve yardım ile olur. Cibril bana böyle haber verdi." Bu sözün kısası bir halden bir hale değişme ve bu değişmedeki kuvvet ancak Tanrı'nın cümlesinindir ki "La havle" diye başlar. Bu sözün gök ehlinin sözü olduğu da hadiste vardır.

*

Fatihâ Suresi başlangıç suresi demektir. Ve Kur'an bu sure ile başlar. Müslümanlar da bilhassa sofiler de herhangi bir işin hayırlı olması için "Fatiha" denir ve bu sure okunur.

*

Kuran’ın 101. Sûresi olan Kariye Sûresi kıyameti anlatır.

*

Sırat Arapça’da yol demektir. Cehennemin üstüne gerilmiş, kıldan ince kılıçtan keskin bir yoldur. Tanrı’ya inanmayanlar ve suçlular bu köprüden geçemezler. Sırat köprüsünün diğer yanında cennet vardır. Sırat Zerdüştlükten alınmıştır.

*

Tevrat’ın tekvin kısmı 3. babında Adem’le Havva’yı yılanın aldattığı böylece yasak meyveyi yedikleri bu yüzden cennetten çıkarıldıkları anlatılıyor. İslami inanışta yılan cennetin kapıcısıymış ve çok güzelmiş. Ayaklıymış. Ama şeytan onu kandırarak ağzından içeri girmiş. O yüzden yılan da cezalandırılmıştır ve yerde sürünmeye mahkum edilmiştir.

*

Münafık kendini inanmış gösteren, fakat kalben inanmayan kişidir. Bunlar hakkındaki Sûre Kuran’ın 63. Sûresi olan Münafikûn Sûresi’dir.

*

82. Sûre olan Buruç Sûresi’nde 2. Ayeti’nde “Vaad edilen güne and olsun!” denmektedir.

*

Vedduha “Kuşluk vaktine andolsun!” denmektedir. (93. Sûre’nin ilk Ayeti)

*

Duha Sûresi’nin 2. Ayeti’nde “Geceye, karanlığın bastığı vakit and olsun.” Dendiği gibi Velley Sûresi (92. Sûre 2. Ayeti’nde)
“Güneş, örttüğü zaman andolsun geceye.”

*

Hicretin 4. Asrının ilk yıllarında bir tarikat kurup, Bağdat’ta şöhret kazanan Beyza’lı Hüseyin-al Mansur-al Hallac’ın (Enel Hak, ben Tanrı’yım) dediği meşhurdur. Bu yüzden idam edilmiştir.

*

Kur’an 59 Sûre (Haşır) Ayet 20
“Cehennemliklerle cennetlikler eşit değildir. Cennetlikler kurtulanlardır.”

*

Astrolojide 9 kat feleğin, yani göğün, daha doğrusu bu göklerdeki yıldızların yeryüzüne ve yeryüzündekilere tesiri olduğu kanaati vardır. Bu yüzden her aksi işte felek mesul tutulur ve ondan şikayet edilip, durulur.

*******************************************

İnciler:

Gündüzü, Tanrı erinin sırrının aksi bilin;
Gözü örten akşamı da onun ayıp örtücülüğünün aksi. Tanrı onun için “Vedduha” buyurdu. “Vedduha”, Mustafa’nın gönlünün nurudur.

*

“Velleyl” den maksat yine Mustafa’nın ayıp örtücülüğü, toprağa mensup olan cismidir.

*

Bu kuşluk çağının güneşi o, gökten doğdu da gece gibi olan tene “Seni Rab’in terk etmedi” dedi.
Belanın ta kendisinden vuslat meydana geldi; “ Sana darılmadı da” sözü de o tatlılıktan zuhur etti.

*

"Enel Hak" sözü Mansur'un ağzında nurdu. "En Allah" sözü firavunun ağzında" yalan.

*

Temiz söz, hakikatten uzak olan gönüllerde karar etmez, nurun aslına dek gider.

*

Çarpık ayakkabı nasıl çarpık ayağa uyarsa şeytanın afsun ve efsanesi de doğru olmayan gönüllere uyar.

*

Tavus kuşu nasıl köylü evinde olmazsa hakikat ilmi de her aceminin malı olmaz.

*

Ahmet, ümmetler ya Rab desinler diye nice put kırdı.

*

Boğazına düşkün, yemeğe alışkın sofiler köpek gönüllüdürler, fakat kedi gibi yüzlerini yıkarlar temiz görünürler.

*

Gönlüne geçim kaygısını az koy, sen kapıda oldukça rızkın azalmaz.

*

Ey bize güç şeyleri kolaylaştıran Tanrı. Bizi abes ve boş şeylerden kurtar. Bize rızk gibi göstermiştin ama tuzakmış, bize her şeyi olduğu gibi göster.

*

Ey başkalarına ağlayan göz, gel bir müddetçik otur da kendine ağla.

*

Mukallit (taklitçi) söz söylerken ağlasa bile habis (kötü) 'in maksadı ancak tamahtır.

*

Kafir de Tanrı der, mümin de. Fakat ikisinin arasında adam akıllı fark var.

*

Ekmek isteyen yıllardır Allah der, fakat saman için Mushaf (Kuran'ı Kerim) taşıyan eşeğe benzer.

*

Zaruret te murdar da mübahdır. Nice kötü şeyler vardır ki zarurette iyi ve doğru olur.

*

Dünyada tamahsız sofi az bulunur. O sebepten sofi hayli hor, hakirdir. Ancak Tanrı nuruyla doyan ve dilenme zilletinden kurtulmuş olan sofi bundan müstesnadır. Fakat sofilerin binde biri bu çeşit sofilerdir. Öbürleri de onun sayesinde yaşarlar.

*

Kimde tamah varsa dili tutuk bir hale gelir.

*

Tanrı davetinden uzak olan, sultan bile olsa gözü açtır.

*

Afetsiz, felaketsiz hiçbir köşe yoktur. Tanrının halvet yerinden başka hiçbir yerde dinlenmek, rahata kavuşmak mümkün değildir.

*

Vallahi fare deliğine girsen, oraya da pençesini sokan bir kedi musallat olur.

*

Yılanların akreplerin içinde bile olsan tanrı, seni güzel hayallerle avutursa, yılanlar, akrepler sana munis olur. Çünkü , hayalin, aşağılık şeyleri altın yapan bir kimyadır. Sabır, güzel hayallerle tatlılaşır.
Çünkü her şeyden evvel içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulma hayaline düşersin. O, kurtuluş ümidi, içindeki imandan gelir. Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.

*

Sen bir mekansın, aslın lamekandır.

*

Altı cihete kaçma, çünkü o cihetlerde altı kapı vardır. Tavlada altı kapı da alındı mı karşıda ki mat olur! Mat.

*

Ey çarelere başvuran, ölünün gözü nasıl cana bakarsa sen de gözünü Lamekan alemine çevir, aklını başına al. Varlık alemi çarelerle doludur ama Tanrı bir pencere açmadıkça yine bir çare yok

*

Bu cihan, cihetsiz Lamekan aleminden meydana gelmiş, bu cihana lamekan aleminden bir mekan verilmiştir. Tanrıyı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön.
Yokluk gelir yeridir; ondan kaçınma. Varlıkta gider yeridir.

*

Tanrı sanatının tezgah evi, mademki yokluktur... O halde tezgah evinin dışında ne varsa değersizdir.

*

İster bu cihanın aşkı olsun ister o cihanın aşkı . Hakiki maşukta suret yoktur. Hakikaten surete aşıksan sevgili ölünce onu niye terk ediyorsun?

*

Ey temiz ve saf kişi neden bir kerpice gönül veriyorsun? Ebedi olan bir aslı iste. Ey kendi aklına aşık olan ve kendisine surette tapanlardan üstün gören!

*

İnsanlardaki güzellik, altın yaldızdır. Öyle olmasaydı nasıl olurdu da sevgilin kart bir eşek haline gelirdi? Çünkü o güzellik ona ariyetti.

*

Senin mana sandığın surettir, eğretidir. Sen boşuna övünüp seviniyorsun.

*

Ekmeğini biçmeyi dilemek ham tamahtır, oğul, o ham tamaha kapılma. Ham şey yemek insana hastalık verir.

*

Halkla hoş geçinen peygamber "eğer" demeyi men etti. "Onu söylemek münafıklıktandır" dedi. Eğer şunu yapsaydın yahut bunu yapsaydın deyip tereddüde düşen münafıklar "eğer" diye işi şarta bağlarlarsa bu şarta bağlayıştan öbür dünyaya ancak hasret götürebilirler.

*

Meheng taşın varsa altın seç, yoksa yürü, kendini; bilen bir kişiye teslim et.

*

Tenini besleyip yetiştiren nefsine hizmet eden bu benim düşmanım şu bana haset ediyor der durur. Halbuki kendine haset eden, kendine düşman olan kendi nefsidir.

*

Nefsini öldürürsen özür dilemekten kurtulursun. Ülkede hiçbir düşmanın olmaz.

*

Ebu Cehil Muhammed'e uymaya utandı. Hasedinden ondan yüksek olmaya çalıştı. Adı Ebul Hakemdi, Ebu Cehil oldu.
( Ebul Hakem: Hakimlerin babası )
( Ebu Cehil : Cahillerin babası )
Nice ehliyetli kişiler vardır ki haset yüzünden na-ehil olup kalmışlardır.

*

Halk peygamberi de kendisi gibi bir adam sanır, o yüzden ona haset eder. Fakat onun büyüklüğü tahakkuk edince herkes ona uyar.

*

Her devirde peygamber yerine bir veli vardır. O yüzden sınama kıyamete kadar daimdir.

*

İyiliğimiz kötülük olmasın. İyilik yapıyoruz diye kötülükte bulunmayalım.

*

Çarpık ayağa çarpık ayakkabı daha iyi. Yoksulun eli ancak kapıya varır.

*

Ademoğlu dilinin altında gizlidir. Bu dil, can kapısına perdedir. Rüzgar esti de kapıyı kaldırdı mı, evin içinde ne varsa görülür. O evde incir mi var, altın hazinesi mi, yoksa yılan ve akreplerle mi dolu. İçerde hazine mi var da kapısında yılanlar beklemekte. Çünkü altın hazinesi bekçisiz olmaz.

*

Herkes, önce kendi kusurunu görseydi, hâlini ıslah etmekten gaflet eder miydi?

*

Kendi yüzünü görmeye mutedil olanın nuru halkın nurundan fazladır.

*

Cömertlik gözden gelir. Elden değil.
Garezler neden doğar. Suretlerden. Bu suretler neden gelir. Düşüncelerden. Bu cihan Akl-ı küllün bir düşüncesidir.

*

Bu alem de daimi olarak doğurur. O alem de. Her sebep anadır. Eser çocuğunu meydana getirir. Bu sebepler, nesilden nesile yürür gider. Fakat görmek için adam akıllı bir aydın göz lazım.

*

Dünyada insanın rahatı dilini korumasındadır.

*

Riya ile tespih, külhanda biten yeşilliğe benzer.

*

Her sedefte inci bulunmaz. Gözünü açta her birinin içine bak!

*

Ten Süleyman gibi oluyor da fikir karınca gibi.

*

Ey eşekten de aşağı olan kişi, fikir âleminden gafilsin, bir taş gibi o cihandan haberin yok! Çünkü suretten ibaretsin. Akıldan nasibin yok. İnsan huylu değilsin. Bir eşek sıpasısın!

**************************

Açıklamalar:

Cenab'ı Allah Kuran'da bir çok yerde kıyametten gün diye bahsetmiştir. Mesela Bürûc Sûresi'nin ikinci ayetinde "Vad edilen güne andolsun" denmektedir. "Veddua" Duhâ sûresinin birinci ayeti "Kuşluk Vaktine Andolsun". Yine Duhâ Sûresi ikinci ayet "Geceye karanlığı bastığı vakit andolsun" dendiği gibi 92. sûre Velleyl geceye andolsun demektir.

*

Hicretin 4. asrının ilk yıllarında bir tarikat kurup Bağdat'ta şöhret kazanan Beyza'lı Hüseyn-İbn-i-Al-Mansur-Al-Hallac'ın "Enel Hak= Ben Tanrı'yım" dediği için idam edilmiştir.

*

Tutmaç, unla yapılan bir nevi yemektir.

*

Kuran'ın 59. Sûresi Haşr Sûresinin 20. ayetinde "Cehennemliklerle cennetlikler eşit değildir. Cennetlikler kurtulanlar" denmektedir.

*

Astroloji'de 9 kat feleğin yani göğün, daha doğrusu bu göklerdeki yıldızların yeryüzüne ve yeryüzündekilere tesiri olduğu kanaati vardır. Bu kanaat yüzünden hemen her aksi giden işte felek sorumlu tutulur.
Halk arasında olduğu gibi edebiyatta da daima felekten şikayet edilir durulur.

*

Eskiler 7 yıldızın her birinin biner sene devrettiğini, altı yıldızın devre geçip 7. yıldız olan ayın devri içinde bulunduğumuzu söylerlerdi. bu rivayete göre de her yıldızın devri 1000 yıldır. İçinde bulunduğumuz son devirdir ki Hz. Muhammet bu devirde peygamber olmuştur. Bu yüzden devri Kamer devri Muhammeddir. Ahir zaman olan bu devirde karışıklıklar çıkacak ve nihayet Kıyamet kopacaktır. Eski Yunanlılar da devri Kamer'e ehemmiyet verirlerdi.

*

Kuran'ın 4. Sûresi olan Nisa Sûresi 164. ayetinde; Musa peygamberin Tanrı ile konuştuğu hikaye edilmektedir. Tevrat'tan alınan bu hikaye Kuran'ın birçok surelerinde tekrarlanır. Bu yüzden Musa Peygambere konuşan anlamında "Kelim" denmiştir.

*

Musa Peygamberin "Ya Rabbi beni Muhammed ümmetinden et" diye dua ettiği rivayet edilmiştir.

*

Hiçbir gün yoktur ki iki melek gökten inip dua etmesinler: Tanrım her verene fazlasıyla ver. Tanrım her (cimri) nekesinde malını yok et. Bu söz hadis olarak rivayet edilir.

*

Kuran'ı Kerim'de 3. Sure Al’i-İmrân 168-169. ayetlerde "Tanrı yolunda öldürülenler ölü sanmayın, onlar Rableri huzurunda diridirler, rızıklanırlar; Tanrı'nın ihsanıyla nail oldukları şeylerle ferahlanırlar. Kendileriyle beraber şehit olmayıp sonra da o dereceye erenlerin müjdesini alırlar. Onlara ne korku vardır, ne de mahzun olurlar.

*

Kuran'ın 49. Sûresi 12. ayetinde "Ey insanlar çok zandan çekinin, hakikaten bazı zanlar günahtır. Birbirinizin arkasından gizli şeyleri araştırmayın, aleyhinde bulunmayın. Biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan iğrenirsiniz. Tanrı'dan korkun. Tanrı merhametlidir. Tövbeleri kabul edendir."

*

Davut peygamberin çok güzel sesli olduğu, hatta ilahi okurken meclisinde bulunanlardan bazılarının teessürden öldüğü rivayet edile gelmiştir. Bu yüzden gür ve kalın sese "Davudi sesli" denir. O'nun çalgı çaldığı ve "mezâmir" adlı ilahileri bulunduğu biliniyor.

*

Kuran'ın 62. Sûresi Cuma Sûresinin 5. ayetinde: Tevrat’ı yüklenip (yani belleyip ezberleyen) fakat onunla amel etmeyenler sırtına kitaplar yüklenmiş eşeğe benzerler."
Kuran'ın 59. Sûresi 21. Ayetinde "Bu Kuran'ı bir daha indirseydik o dağı bile Tanrı korkusundan paramparça olmuş görürdün. Düşünsünler diye bu çeşit misaller getirmekteyiz.

*

Sofilerde çok eskiden beri güzel seslilere şiir okutup çalgı çaldırarak vecde gelmek ve kalkıp dönmek ve raks etme adedi vardır.
Semâ denen bu dönüş ve raks ediş, eski Yunan filozoflarında da mevcuttur. Mevlana Şems'le buluştuktan sonra O'nun teşvikiyle semâ'ya başlamış ve Divan'ı Kebirinde halikülarde gazelleri hep sema'da söylemiştir. Semâ'nın haram veya helal oluşu İslam Alimlerini meşgul eden meselelerden biridir.

*

Kuran'ın ikinci Sûresi Bakara Sûresi 172. ayetinde söz budur, bundan ötesi yok. Ölü hayvanın kanı, domuz etini Tanrı gayrisi için kesilen hayvanların etleri size haram etti. Fakat kim zarurete düşerse hırsızlık etmemek ve fazla da yememek şartıyla o adama suç yok. Tanrı şüphesiz yargılayıcı ve merhametlidir.

*

Hûd Sûresi 29-51 ayetleri ve peygamberin hadisi: "Bir şeye kefil olan o şeye borçludur."

*

Hadis: "Sabrı olmayanın imanı yoktur. Kuran'ın 64. Sûresi Tegâbun Sûresinin 2. ayeti "Tanrı öyle bir Tanrıdır ki sizi yarattı; sizden kafir de var mümin de. Tanrı yaptıklarınızı görücüdür."

*

Sofilere göre mekan var olan şeye tabidir. Bir şey varlık alemine gelmedikçe mekanı da yoktur. Alem Tanrı ilmindeki hakikatlerin tecellisidir. Mekanı bu tecelli meydana getirmiştir. Başlı başına var olmayan bu alemin hakikati Tanrı bilgisidir ki, orada mekan olmadığı gibi bu hakikatlerin latif bir surette tecellisi olan mücerretler (soyutlar) ve manalar aleminde de mekan yoktur. Bu suretle mekan alemini ishar eden (gösteren) mekansızlık alemidir ki bu aleme "lâ mekan" alemi denir.

*

Eskiler her cisimde altı yön olduğunu kabul ederler. Alt, üst, sağ, sol, ön, art

*

Araf Sûresinin 31. ayeti "israf etmeksizin yiyin, için, şüphe yok ki o israfçıları sevmez" denmektedir.

*

Kuran'ın 7. Sûresi Araf Sûresinde Ayet 10-15: "Şeytan’ın Adem'e secde etmeyişi ve bu yüzden lanete uğradığı, gökten sürüldüğü, Tanrım beni kıyamet kopup insanların dirilecekleri güne kadar yaşa dediği Tanrı'nın da bu dileği muayyen bir zamana kadar kabul ettiği hikaye edilmektedir.

*

Araf Sûresi 15- 16. ayetlerinde şeytanın :"Beni rahmetinden uzaklaştırdığın için kullarını doğru yolundan azdırmak üzere tuzak kuracak onların ardlarından sağlarından sollarında çıkarak onları azdıracağım. Çoğunu şükredenlerden bulamazsın."

*

Mâide Sûresi 38. ayetinde hırsızın erkek olsun kadın olsun elinin kesilmesi emredilmektedir.

*

Kuran'ın 2. Sûresi 7. ayetinde "Tanrı kalplerine kulaklarına mühür basmıştır. Gözlerinde perde vardır. Onlar için büyük bir azap var".

*

Hadis: "Tanrı her hastalığa bir deva vermiştir. Firavun, İsrail oğullarının Musa Peygamber'le gitmelerine müsaade etmediğinden Tanrı Mısırlılara bazı belalar vermiştir. Yağmurlar yağmış, çekirge ve kurt üşüşüp ekinlerini yemiş, her tarafta kurbağalar zuhur etmiştir. Bu cümleden olarak Nil nehri Mısırlılara kan olmuş, onlara öyle görünürken İsrail oğulları için halis su kesilmiştir. Tevrat'ta hikaye edilen bu belaları Araf Sûresi ayet 133'te tekrar eder.

*

Yasin Sûresi 68. Ayette: "Kime uzun bir ömür verirsek kuvvetlerini azaltır, onu perişan bir hale sokarız. Bunu akıl etmezler, düşünmezler mi" denmektedir.

*

Suret her şeyin görünen şeklidir. Beş duyumuzla değil de ancak idrakimizle anlayabileceğimiz hakikatine ise "Mana" deriz. Bu suret alemi mana aleminin tecellisidir.

*

53. Sure (Necm) Ayet 38:"Kimse başka birinin suçu yüzünden cezalandırılmayacaktır."

*

Hadis: Hz. Muhammed'e göre "Eğer demek münafıklıktır. Bir işe şart koşma kötüdür. Kalbi kuvvetli müminin, kalbi zayıf müminden daha hayırlı olduğunu" söylediği rivayet edilmektedir.

*

Ebu Cehil, Kureyş ulularındandı. Asıl adı Ebu'l Hakem (Hakemlerin , hâkimlerin babası) iken Müslümanlığa şiddetle karşı koyduğundan Ebu Cehil (Cahillerin babası) adıyla anıldı. Hicretin ikinci yılında Bedir (MS 624) savaşında öldürüldü.

*

Sofiler yeryüzünde her zaman Tanrı velileri arasında Hz. Muhammed'in hakikatine mahzar birisinin bulunduğunu, bu zatın alemin merkezi, insanların ruhu ve gözbebeği olduğunu, Tanrı feyzinin bu zattan geldiğini söylerler. Bu zata en yakın iki veli vardır. Bunlardan sağ taraftakine İmam'ı Yemin, sol taraftakine İmam'ı Yesar derler. Sağ taraftaki kutup denen İmamın hakikatine sol taraftaki hükmüne mahzardır. Kutup ölünce yerine sol taraftaki geçer. Bunlardan üçüne birden üçler denir. Kutup veya Kutbul Aktap yani kutupların kutbu denilen bu zat kendisinden yardım istendiği ve düşkünlere manen yardım ettiği zaman Gavs "yardıma erişen" adını alır.

*

Hz. Muhammed dünya tamamıyla zulme boğulunca kendi evlatlarından birinin çıkacağını ve yeryüzünü baştanbaşa adaletle dolduracağını haber vermiştir. Sünnilere göre bu zat Ahir (gelecek) zamanda doğacaktır. Şii'lere göre hicretin 256. yılı Şaban'ın 15. gecesi doğmuş olan 12. İmam'dı. 73 yaşında kaybolmuştur, hala sağdır ve zuhur edecektir. Adı Mesti. Sofilerin bir kısmı da Şii inanışını kabul etmiştir. Buna göre Kutup Mehdi’nin vekilidir. Sofilerin bir kısmı ise Mehdi olarak her zamanın kutbunu kabul ederler. Onlarca son zamanlardaki kutub kendini belli edecek ve dünyaya adaleti yayacaktır. Hz. Mevlana'nın da bu inanışta olduğunu Mesnevi'den anlıyoruz.

*

Kuran Nur Sûresi (24. Sure ) 35. ayetinde Tanrı göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru içinde çırağı bulunan bir çıralığa benzer. O çıra bir billur kandil içindedir. Kandil ise sanki bir parlak yıldızdır.
Şark'ta ve garp’ta bulunmayan mübarek zeytin ağacından çıkan zeytin yağı ile yanar. Kendine ateş dokunmadığı halde nur üstüne nurdur. Tanrı dilediğine nuru ile yol gösterir ve insanlara misaller getirir. Tanrı her şeyi bilicidir.

*

Eskiler tılsıma inanırlar ve yere gömülü hazinelerin korunması için bir tılsım yapıldığını söylerlerdi. Hazineye yaklaşan olursa tılsım yüzünden bir yılan çıkar ve dokunmak isteyeni korkuturmuş. Hazinelerin harap yerlerde bulunuşu ve harabelerde yılanların oluşu ile bu inanışın arasında bir münasebet vardır. O yüzden hazine, harabe ve yılan birlikte anılır.

*

25. sure Furkân Hak ile batılı ayırt eden Kuran'nın da ismidir.

*

En’im Sûresi (6.sure) 160. ayetinde "Bir iyilikle gelene on misli var. Bir kötülükle gelene ancak karşılığı ile cezalanır" denmektedir.

*

3. Halife Hz. Osman Peygamberimizin iki kızını birbiri üstüne aldığından iki nur sahibi "Zinnureyn" denmiştir.

*

Sofilerin ulusu manasına "Seyyid-ud Taife" lakabıyla anılan Cüneyd-i Bağdadi MS 909 yılında doğmuştur. Birçok tarikatın silsilesi Cüneyd-i Bağdadi 'ye çıkar.

*

Maruf'u Kerhi (Tabiinden) 12 imamdan 8. İmam Ali Rıza Hz'lerinin hizmetçilerindendir. İlk sofilerden sayılır. MS 815-816 tarihlerinde vefat etmiştir. Kabri Bağdat'tadır.

*

Kuran'ın 34. Sûresi Sebe 10-11. ayetlerinde "demirin Davut peygambere mum gibi yumuşak bir hale geldiği onun onunla istediği gibi zırhlar yaptığını anlatmaktadır.

*

12. sure Yusuf Sûresinde rüya yorma bilgisinin Tanrı tarafından Yusuf peygambere bildirildiği uzun uzun anlatılmaktadır.

*

Nisa Sûresi (4. sure) 156-157. ayetlerde İsa Peygamberin göğe ağdığı (yükselmek) anlatılıyor. İncil'de ise İsa'nın 4. kat göğe çıktığı rivayet edilmiştir.

*

Tövbe Sûresi 40. ayetinde Ebubekir'in hicrette Muhammed'le beraber mağaraya girdiği anlatılırken "peygamberle sohbet eden arkadaş" denmektedir

*

Hz. Ömer'e hak ile batılı ayırt eden manasına Faruk ismi verilmiştir.

*

Hadis: "Velilerim, kubbelerimin altındadır. Onları benden başka kimse bilmez ve velilerim benim gazilerimdir."

*

Mahşerde ve ahirette burada yaptığımız işerin hepsi bir surete bürünecektir. Sofilerden ahireti kuvvet ve mana alemi olarak kabul edip cennet ve cehennemi buradaki işlerimizin hayali suretlere bürünmesinden ibaret sayanlar da vardır. Simavne kadısı oğlu Bedrettin'in mezhebi budur.

*

76. Sure Dehr Sûresi "Heletâ" diye başlar (Heletâ = gelmedin mi demektir).

*

"Zamandan bir vakit gelmedi mi ki insan o vakitte anılan bir şey değildi. Hiç yoktu. Ne adı belli idi nede sanı.

*

27. sure 16-18. ayetlerde Süleyman'ın ordusu geçerken karıncaların reisinin "yuvalarınıza girin, Süleyman ve askeri sizi çiğnemesin" dediği hikaye edilir. Aynı zamanda karınca kudret ve acı sembolü olarak Süleyman'la karşılaştırıla gelmiştir.

*

Kuran- Kerim’in 12. Sûresi (Yusuf Sûresi) 31. Ayet:

Yusuf’un bir melek kadar güzel olduğu ve O’nu gören kadınların ellerindeki bıçaklarla elma soyarken, Yusuf’un yüzüne dala kalıp ellerini doğradıkları hikaye edilmektedir.

İNCİLER

“Arifin gözü şaşı değildir. İlk ekilen şeyleri görür. Buğday mı ekildi arpa mı? Gece gündüz gözü O’ndadır.”

*

Gece neye gebeyse onu doğurur. Bunu men etmek için yapılan hileler, başvurular, tedbirler havadan ibarettir, havadan ibaret!

*

“Ekilmiş ekinin üzerine ekin ekenler. Ama bu ikincisi fanidir. İlki yerindedir. İlk ekin kemal bulur. Seçilip, toplanır. İkinci tohum ise bozulur, çürüyüp gider.

*

“Cihan bir cihetten faydasız, başka bir cihetten faydalarla dopdoludur.”

*

“Şehitlik mümin için hayattır. Münafık için ölüm ve çürüme.”

*

“Birisi hastalık dolayısıyla toprak yemeyi sevse, toprağı kendisine gıda sanır. Şerbeti bırakmıştır da zehir yemektedir. Hastalık yüzünden alıştığı gıda kendisine tatlı gelmektedir. Halbuki insanın asli gıdası Tanrı Nuru’dur. O’na hayvan gıdası layık değildir.”

*

“Halkın makamı derecesi ariyettir. Fakat emir âlemi olan Melekut diyarının makam ve derecesi aslidir. “

*

“Nasıl oluyor da benim bulunduğum yere, bu yücelikte ayda güneş olduğum makama gelmiyorlar. Güneşin doğduğu yer kapkara bir burçtur. Bizim güneşimizse, doğu yerlerinde dışarıdadır.

O’nun arta kalan zerreleri olan bizler de, iki cihanda gölgesiz bir güneşiz.

Ne şaşılacak şey! Böyle olduğu halde yine Şems’in etrafında dönüp dolaşmaktayım. Bu sebeple yine Şems’in ışığı, aydınlığı. Şems her sebepleri vesileleri meydana getirmedi, hem de sebepler, vesileler O’na erişememekte.

Yüz binlerce defa ümidimi kestim. Kimden mi? Şems’ten. Buna inanır mısınız?

Ben güneşten ümidimi keseyim, balık suya sabretsin! Bu sözüme inanma sakın.

Ümitsizliğe düşersem, ümitsizliğim de güneşin işidir.”


AÇIKLAMALAR

“Levlake. Arapça’dır ve “sen olmasaydın.” demektedir. “Sen olmasaydın, sen olmasaydın gökleri yerleri yaratmazdım.” mealinde ve Hz. Muhammed’e söylendiği bir Hadisi Kutsi vardır.”

*

“Kuran-ı Kerim 76. Sûresi olan Dehr Sûresi, “Hel et┠diye başlar. Hel etâ, gelmedi mi?, demektir. “Zamandan bir vakit gelmedi mi ki, insan o vakitte anılan bir şey değildi. Hiç yoktu. Ne adı belliydi, ne de sanı!”

*

Astrolojide Zuhal’in tabiatı Sevdavi, mizacı soğuk ve kurudur. Seneye hakim olursa, sıcak memleketlerde bile hararet azalır ve yer çoraklaşır.

*

Sofilere göre bu alem “Halk ve şehadet” yani görüş alemi, görünen alemdir, madde alemidir. Fakat madde alemi “Mana-kuvvet, sıfat” aleminin zuhurudur ki, bu alem de “emir gayb ve “Melekut alemi” denir.

Kuran-ı Kerim’de “Şüphe yok ki Rabbiniz öyle bir Allah’tır ki, göklerle yeri 6 günde yarattı... Bilin ki, hâlk (yaratma) da O’nundur. Emir de ...” denmektedir. (Sûre 7 (A'râf) Ayet: 54)

Hâlk ve emir kelimeleri bu Ayet’ten alınarak terim haline gelmiştir.

*

Burak, cennet hayvanlarında bir hayvandır. Renginin güzel ve alımlı olması, yıldırım gibi süratli gitmesi yüzünden “Burak” diye anılır. Saçlı, insan yüzlü, başında taç bulunan, kanatlı bir at olarak minyatürlerde tasvir edilmiştir.

*

Herkesin ve her şeyin canı mahiyet bakımından birdir. Bu itibarla Can ve Hayat tektir ve buna “Külli Can” denir. Herkeste ve her şeyde yaşadıkça ve durdukça bulunan can ve hayat “Cüzzi Can’dır ki, bu denizin dalgası gibi külli canın bir görüşünden ibarettir.

İNCİLER

“Halkın makamı derecesi ariyettir. Fakat emir alemi olan Melekut diyarının makam ve derecesi aslidir. “

*

“Bir doğan yolunu kaybetti, bir viraneye düştü, baykuşların arasında kaldı. O rıza nurundandır. Baştan başa nurdan fakat kaza ve kader çalışan gözünü kör etti. Doğan (Ben baykuşlara layık mıyım? Baykuşlara bunu gibi yüzlerce virane bağışladım. Onların arasında kalamam padişaha dönmek isterim.)

*

“Bu toprak bedenden kurtulmadıkça, Ab-ı Hayat’a secde edemem.”

*

“Ne mutlu o kişiye ki, gençlik çağını ganimet bilir de, borcunu öder.”

*

“Ne mutlu o kişiye ki, ihtiyarlık günleri gelip çattığında boynunu liften yapılmış iple bağlamadan işini başarmıştır.”

*

“Her kötü huyunu bir diken bil. Dikenler kaç keredir senin ayağını zedelemekte. Nice defadır kötü huydan perişan bir hale düştün. Sen hem kendine azapsın, hem de başkalarına.”

*

Hadis: “Cehennem müminin korkusundan yalvararak, padişahım “Çabuk geç nurun ateşimi söndürecek” der. Ateşi helak eden, müminin nurudur. Çünkü bir şeyi zıttından başka bir şeyle gidermek imkansızdır.”

*

“Adalet gününde ateş nurun zıttıdır. Zira ateş, kahırdan meydana gelmektedir. Nur ise, ihsan ve faziletten.”

*

“Rahmet suyunun kaynağı mümindir. Ab-ı Hayat ise, ihsan sahibinin tertemiz nurudur.”

*

“Cömertlik şehvetleri lezzetleri terk etmedir. Şehvet yüzünden düşen kalkamamıştır.”

*

“Tanrı Nuru duygu nuruna binmiştir de, ondan sonra can Tanrı’ya rağbet etmiştir.”

*

“Kıyamette dağlar yerlerinden sökülecek. Senin bir davranışın da ne vakit böyle bir ikramda bulunacak. Bu kıyamet o kıyametten nasıl olur da aşağı sayılır? O kıyamet yaradır. Bu kıyamet merheme benzer.”

*

“Ademoğlu Tanrı’dan nurlanırsa, seçilir de meleklerin mescidi olur.”

*

“Huzurda bulunan biedeb kişi, huzurda bulunmayandan daha hoştur.”

*

“Su pis adama “Bana koş” der. Pis adamsa, sudan utanıyorum, der. Su der ki “Bu pislik ben olmadan nasıl temizlenir?”

Pis adam sudan utanır gizlenirse, “haya, imana manidir.” Sözü gerçek olur. İster doğru ol ister eğri o gönül havuzuna doğru gel de geri kalma.

*

“Avamın sakalına ateş düşünce, nişanı olmayan padişahları körlüklerinden, padişahları avam, körlük ve inatlarından tutup, zindana atarlar. Bir tek ulu padişah tek başına atına binmiş gitmekte, ardından gelen, O’na uyan yok. Kadrini bilen anlayan yok.”

*

“Hıristiyanların cehaletine bak ki, çarmıha gerilen bir Tanrı’dan medet umarlar.”

*

“Yusuflar, çirkin kişilerin hasedinden korkup, gizlenirler. Güzeller düşman korkusundan ateş içinde yaşarlar.”

*

“Halim Yakup Yusuf’a bir şey yapmasın diye kurttan daima korkar. Bu haset kurdu, Yusuf’u yaraladı da, “Biz O’nu elbiselerimizin başında bırakıp gitmiştik kurt kapmış diye kardeşleri yalan sözlerle Yakup’u kandırmaya çalıştı. İşte bu yüzden hasetçiler kıyamet gününde mutlaka kurt şeklinde haşır edilecekler. Hırsla dolu, aşağılık ve haram yiyici kişi, o gün domuz şeklinde, zina edenler, avret yerleri kokarak, şarap içinler ağızları kokarak dirilirler. Gönüllerin duyduğu o gizli koku, mahşerde açığa çıkar. Vücudumuzda binler kurt, binlerce domuz, pis, güzel, çirkin binlerce sıfat var. Hangi huy galipse, hüküm onundur. Madende altın bakırdan fazlaysa, o madene altın madeni denir. Vücudunda hangi huy galipse, o huyun suretine göre haşr edilmen gerekir. Köpeğe insanın huyu geçer, nihayet çoban olur da, sürüyü korur.”

*

“Dost altın gibidir. Bela da ateşe benzer. Halis altın ateş içinde saf bir hale gelir.

*

Onlar hor ve hakir kişilerdir ama ikisi de padişahlara hükmeder. Bunlardan birisi öfke öbürü ise şehvettir.

*

Göklere çıkan adama yeryüzünde yürümek güç gelir mi?

*

Sırrını kötülerden gizlemen şaşılacak bir şey değil, şaşılacak şey kendinden de gizlemendir.

Sen işini gözünden bile gizlede işine kötü göz değmesin.

Kendini ücret tuzağına teslim ette sonra kendinden kendiliğin olmaksızın bir şeyler çal.

*

Gönlünü gizlice bir düşünceye verdin mi, gizlice senden bir şey alacaklardır.

*

Kalem bir gaddarın elinde oldu mu şüphe yok. Mansur, dara çekilir. Hükümet, kötü kişilerin elinde oldukça elbette peygamberleri öldürmek lâzım.

*

Hain kalpazandan, halis altınla kuyumcu, daha fazla korkar.

*

Vücudunda hangi huy galipse o huyun suretine göre haşredilmen gerekir.

*

Sevenleri, kendinden uzaklaştırmak yaraşmaz.

*

Dost altın gibidir. Belâ da ateşe benzer. Halis altın, ateş içinde saf bir hale gelir.

*

Padişahlıktan feragat edeni padişah bil. Onun nuru ayla güneş olmaksızın da parlar durur.

*

Gaybı adamakıllı bilen Allah'ın has kulları can âleminde kalp casuslarıdır. Hayal gibi gönle girerler. Gizli şey ve hal, onların önünde apaçıktır.

*

Tanrı sırlarına vakıf olan kişinin önünde mahlukatın sırrı nedir ki?

*

Be zâlim, Davut’un elinde demir mum haline gelir, erirdi, artık onun avucunda mum ne oluyor?

*

Efendiler, kendilerini kul sanılsınlar diye kulluğu kabul etmişlerdir.

*

Sırrını kötülerden gizlemen, şaşılacak bir şey değil; şaşılacak şey kendinden de saklaman,kendinden de saklaman. Fakat sen, işini gözünden bile gizle de işine kötü göz değmesin.

*

Sevgiden acılıklar tatlılaşır,sevgiden bakırlar altın kesilir. Sevgiden tortulu, bulanık sular, arı duru bir hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padişahlar kul olur.
Bu sevgi de bilgi neticesidir. Bu yüzden peygamber, noksanı olan kişiye melûn dedi.

*

Tanrı’dan uzak düşen her kötü kişinin kâfirliği, Firavunluğu, umumiyetle akıl noksanından ileri gelmiştir.

*

Aklın hassası, işin sonunu görmektir. Âkıbeti görmeyen akıl, nefistir. Çünkü Nefse mağlûp olan akıl, nefis haline gelmiştir.

*

Noksan akılları tamamlamak, yani akıllanmak mümkündür.

*

Tanrı'dan uzak düşen her kötü kişinin kafirliği, firavunluğu umumiyetle akıl noksanlığından ileri gelmiştir.

*

Hırs yüzünden akıbeti görmemek kendi gönlüne, kendi aklına gülmektir.

*

Bu beden âlemi, şehvetten kurtulan kişiden başkasını yanılta gelmiştir, yanılta gider.

*

Ne kötü talebedir o. O talebe ki hocasıyla kendini bir görür.

Hoca talebeye derki:"Ey köpekten de aşağı olan bana hiç mi vefan yok."

*

Tanrı hükmedicidir. Dilediğini yapar. Derdin ta kendisinden deva yaratır.

*

Kuran okuyan biri, Kuran’dan “ Mâüküm gavra” yani “ suyu kaynağından keser, yerin derinliklerinde gizler, kaynakları kurutur, kupkuru bir hale getirirsem benim gibi ihsanda, ululukta misalsiz olan tek Tanrı'dan başka kim vardır ki suyu tekrar kaynağına getirebilsin?” âyetini okuyordu. Hor, hakîr felsefeci, bir aşağılık mantıkçı, mektep yanından geçerken bu âyeti duyup sinirlendi. Dedi ki: “suyu külünkle biz çıkarırız. Kazmanın darbesiyle ta yerin dibinden kaynatırız”

Gece uyudu, rüyada aslan gibi bir adam gördü. O adam felsefeciye bir tokat vurdu. İki gözünü de kör etti.

Dedi ki: “ Ey kötü kişi, eğer doğrucuysan, gözün doğruysa bu iki göz kaynağını da, haydi kazma ile nurlandır”

*

Her gönle secde için izin yok. Her ücretlinin ücreti rahmet değil. Kendine gel de "Tövbe eder, Tanrı'ya sığınırım" diye günah etme.

*

Elest aleminde Rabbini görüp sarhoş olarak kendinden geçen kişinin ruhu bugünde Rabbini görür, kendinden geçer.

*

Şarap kokusunu şarap içen tanır. Şarap içmeyen şarap kokusunu ne bilsin.

*

Yıkık köyden haraç alınmaz (Türk atasözü).

*

Aşıklara her nefeste bir yanış var. Yıkık köyden haraç alınmaz. Hatalı söz söylese bile ona hatalı deme. Kanına bulanıp şehit olursa yıkamaya kalkışma.

*

Aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır. Aşıkların şeriatı da Allah'tır, mezhebi de.

*

Aşık ve hayran adamların ayak izleri başkalarının izlerinden ayrıdır. Hemen belli olur. Aşık, ruh gibi bir ayağını yukardan aşağıya atar; bir ayağını fil gibi eğri büğrü basar.

*

Büyümeye meyilli olan her ot, büyür yaşar günden güne gelişir. Fakat başını yere eğdi mi günden güne küçülür, kurur mahvolur.
Ruhunun meyili yüceliklere ise yücelir durursun. Varacağın yerde orasıdır.
Aksine olarak başını yere eğdin mi battın gitti. Hak "Ben batanları sevmem" demiştir.

*

Ölümün sırrını haşr edilmen söyler. Yaprağın hikmetini meyveler anlatır. Tanrı da önce gönlü kan eder, hor hakir gözyaşı ile yıkar, sonra o gönle sırları kaydeder. Yıkamakla o levhi bir defter yapmak istediklerini bilmek, anlamak gerek.

*

Bir evin temelini atacakları vakit oradaki eski ve evvelki yapıyı yıkarlar.

*

Hamal ağır yükün altına koşar. Yükü başkalarından kapar. Yük için hamalların savaşlarına bak. Din işinde çalışmada böyledir.

*

Cennet hoşuma gitmeyen şeylerle kaplanmış cehennem de zevkimize giden cazibelerle çevrilmiştir.

*

Ateşin aslı yaş ağaç olduğu gibi ateşe yanan da Kevsere ulaşmıştır.

*

Ay ancak geceleri cilvelenir. Gönlün istediği sevgiliyi gönül derdinden başka bir şeyde arama.

*

Ey göklere saflık veren. Ey cefası vefadan daha iyi olan.
Peygamber "akıllının düşmanlığı cahilin sevgisinden yeğdir" dedi. Tanrı eli insanların ellerinden üstündür. Tek Tanrı'da bizim elimize "Benim elim" demiştir.

*

Ağlayıp inleme kuvvetli bir sermayedir; külli rahmet pek güçlü bir dadıdır. “Tanrı’yı çağırın”; Ağlayıp inlemeyi bırakma ki Tanrı’nın merhamet sütleri coşsun.

*

"Rızkınız gök yüzündedir" ayetini duymadın mı?"" (Sure 51, Ayet 22)

*

Gözünü aydınlığa alıştır. Yok eğer yarasaysan karanlıklara bakadur.

*

Sefa ehline hizmet etmek istemezsen ejderha ağzına düşen ayıya benzersin. Belki bir üstat seni kurtarır, tehlikelerden çekip çıkarır. Ayı feryat ettiği için dertten kurtuldu.

*

Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir. Ahmakların sevgisi aldatıcı bir sevgidir. Akıllı adamın hasedi ahmağın sevgisinden iyidir.

*

Mümin Tanrı nuru ile bakar.

*

Kurt nerden Yusuf'a aşık olacak. Ancak hile ile onu sever gözükür, sonra da parçalayıp yer.

*

Cahil olan ve Tanrı derdinden uzak bulunan kişiye hakikat sırlarını defalarca gösterdiler de o görmedi. Gönül aynası saf olmalı ki orada çirkin suratı güzel surattan ayırt edebilsin.

*

İnsanlar madenlerdir sözünü hatırına getir. Öyle maden olur ki yüz binlerce madenden daha değerlidir.
Gizli kalmış "lal ve akik" madeni yüz binlerce bakır madeninden daha değerlidir.

*

Bir gül suyuna bok böcekleri rağbet etseler bu, onun gül olmadığına dalalet eder.

*

İki kişi birbiriyle uzlaştı, birbirine sataştı mı hiç şüphe yok aralarında bir kadri müşterek vardır.

*

Eğri sözlü adam andını da bozar.

*

Yeminsiz ahdi bozan yemin etse onu da bozar.
Sen onun “Ahitlerinize vefa edin” hükmünden el yıka.

*

"Yeminlerinizi koruyun, ahitlerinizde durun" hükmünü söylemeyin.

*

Hastanın halini hatırını sormaya gitmekte fayda vardır. Faydası da gene sanadır. Hasta olan belki bir kutup, bir ulu şah olabilir. Kutup olmasa bile belki bir yol dostudur. Padişah değilse bile bir atlı askerdir. Hatta o adam düşman bile olsa yine hatırını sor. Belki bu yüzden düşman, adama dost olur. Dost olmasa bile belki kini azalır. Çünkü ihsanda bulunmak kine merhemdir. Sözün kısası topluluğa dost ol. Hatta bir dost bulamazsan put yapan amat gibi taştan bir dost yarat, onu sev.

**

Hastanın hatırını sormak dostluğu birliği temin etmek içindir. Bu birlik, bu dostluk da yüz türlü sevgi doğurur.

*

Velilerin huzurundan uzaklaşırsan hakikatte Tanrı'dan uzaklaşırsın.

*

Tanrı "sefer esnasında nereye varırsan önce bir er araman gerek" dedi.

*

Ağrı sızı ve hastalık hazinedir.Rahmetler ondadır. Kardeş, karanlık yere, soğuğa, gama, kırıklığa ve hastalığa sabretmek Âbıhayat kaynağı ve sarhoşluk kadehidir. Çünkü yücelikler, hep aşağılıktadır.

*

Nefsin ne derse aksini yapmak kemaldir.

*

Ömrün sana yüzlerce yıl mühlet verse nefis her gün yeni bir bahane bulur, sana mani olur.

*

Deniz, hilebazdır, sana bir köpük gösterir; cehennemdir, sana bir hararet izhar eder.

*

Seni öveni söv, kazancını, sermayeni müflise borç ver!

*

Dünyada üç türlü kadın vardır. İkisi zahmet ve mihnetten ibarettir, biri dâimi bir hazinedir. Bu üç çeşit kadın kimlerdir. Biri bakiredir. Tamamıyla sana mal olur gamdan kurtulursun. Yarısı senin olan duldur. Hiçbir surette sana mal olmayan ise evladı olan kadındır. İlk kocasından evladı olursa sevgisi de bütün hatıraları da oraya gider.

*

Bir bilgiyi işiten kişi beğenmez, kabul eylemez feryat ederse o bilgi taklit bilgisidir. Adama mal olmamıştır. Çünkü geçim elde edilmiştir. Gönül aydınlatmaya yaramaz. Bu ilim talibi gibi aşağılık dünya ilimidir.

*

Bazı adamlarda havas (alimler, arifler) ve avam (sıradan) kişilere görünmek için ilim öğrenmek ister. Bu alemden halas olmak için değil. Bu tip adamlar da fareye benzer; her tarafı deler ama vuslat nurlarından gafildir. Nuru, sahraya yol bulamadığı için ona bu karanlık kuyusu, hoş bir meskendir. Fakat Tanrı, ona akıl kanadını ihsan ederse farelikten kurtulur, kuşlar gibi uçar. Bu ilmin müşterisi Tanrı'dır. Beni o yüceltir o satın alır.

*

Bizi bu murdar nefisten kurtar. Çünkü bıçağı kemiğimize kadar dayandı (Türk Atasözü)

*

Biz kendimizden vazgeçer yüzümüzü sana tutarız. Çünkü sen bize bizden daha yakınsın. Bu duayı da bize sen öğretmiştin. Bu dua senin ihsanındandır.

*

“Ahiret aleminde rahat edeyim diye dua edip durmakta iken, bu hastalık başımıza geldi. Zikrimden, evradımdan geri kaldım.” deyince, Peygamber “Sakın bir daha bu duada bulunma!” Ey zayıf karınca! Senin ne takatin var ki, yüce bir dağı yüklenmeye kalkışıyorsun.

*

Bizim ahitlerimiz yüzlerce, binlerce defa bozuldu. Fakat senin ahdin dağ gibi , yerinden bile oynamıyor. Ey kerem sahibi ve yardımı istenen Tanrı, öbür ayıplarımızı, öbür kötülüklerimizi gizli bırak. Sen cemalde, kemalde sonsuzun; biz eğrilikte sapıklıkta sonsuz!

*

Dertsiz kişi yol vurucudur, dertsizlik “Enel Hak- ben Hakk’ım” demektir. Bu sözü vakitsiz söylemek lanete düşmek demektir.

*

Baş kesmek nedir? Dünyada nefsi öldürmek, nefsin dileklerini terk etmek.

*

Kâfir de istemeyerek Tanrı’ya tapar ama onun maksadı başkadır.
Padişahın kalesini yapar amam beylik dâvasındadır. Müminse o kaleyi padişah için tamir eder, makam sahibi, mevki sahibi olmak için değil.

*

Peygamber hastaya şöyle bir dua öğretti: “Tanrım sen bize güçlükleri kolaylaştır. Dünya yurdunda bize iyilik ver, ahiret yurdunda da. Yolumuzu gül bahçesi gibi lâtif bir hale getir, ey Yüce Tanrı, konağımız zaten sensin.”

*

Sana Padişahların sövmesi, vurması, sapıkların övmesinden daha iyidir .

*

Nerede bir çıplak, bir yoksul görürsen bil ki bir kâmilden kaçmıştır.
Kötü ve sermayesiz gönlün istediğini yerine getirmek için bir üstattan firar etmiştir. Dünyada kim üstattan kaçarsa, devletten kaçar, bunu böyle bil!

*

Bu âlem oyun yeridir, ölüm de gece. Geri döner gidersin.

*

Dolandırıcı müşteri olamaz. Müşteri gibi görünse bile bu, hileden, düzenden ibarettir. Kim bilir, bu hasetçinin kabağında ne var? Tanrı, bu düşmanın elinden bizi kurtar, feryadımıza yetiş!

*

Kötü zan sahibi olan kişi, yüz nişan da olsa doğruyu işitmez.

*

Ahmakla konuşmak deliliktir. Ey ahmak, şeytanın şerrinden Tanrı’ya ne ağlayıp, sızlanıyorsun! Sen önce o aşağılık nefsinin şerrinden ağla, sızlan.

*

Peygamberimiz kalp olanla sağlam olanı anlamak için bizlere mehenk vermiş; Yalan kalplerde şüphe uyandırır, doğru kalplere emniyet ve neşe verir

*

Aşık bir ah çekti ki, o ahın yüzüm suyu hürmetine bütün cemaatin namazı kabul oldu.

*

Vefasızlara gitme. Onlar yıkık köprüye benzerler. Bilgisiz biri oraya ayak basarsa köprü de yıkılır, ayağı da kırılır. (Bu beyitte ifade edilen mana Tövbe Suresi 107. Ayet - 110. Ayete kadar ki ayetleri açıklıyor.)
Münafıkların Peygamber’i Mescid-i Dırâr’a (zararlı ve kötü bir mescit yaparak Müslümanlar arasında ayrılık salmayı istemeleri) götürmek için kandırmaya çalışmaları

*

Yemin etmek siperdir, ve yemin etmek, yalancı kişilerin âdetidir. Doğruların yemin etmeğe ihtiyaçları yoktur.

*

Ahdi, misakı bozmak, ahmaklıktandır. Yeminine vefa etmek ve sözünde durmak temiz kişinin işidir.
Sure 57 Hadid Suresi Ayet 20, Sure 28 Ayet 7-10

*

Üç kişiye acıyın. Bir kavmin makamını kaybetmiş büyüğüne, yoksul olmuş zenginine, bilgisizlerin eğlencesi olmuş bilgiliye. (Hadis)

*

Sure 7 Araf Ayet 99: Tanrı'nın tuzağından emin mi oluyorlar? Ziyana uğrayan kavimden başkası Tanrı'nın tuzağından emin olamaz.

*

Münafık kişilerle dost olmanın şomluğu (kötününde kötüsü) mümini de onlar gibi çirkinleştirdi.

*

Mecaz ehlinin çalışıp çabalamasını araştırsan görürsün ki soğan gibi kat, kattır. Her katı, öbüründen daha boş, daha değersiz. Halbuki doğruların her işi öbüründen daha iyi, daha yerindedir.

*

Münafıklar Eshab-ı Fil’e benziyorlardı. Habeşistan’da bir Kâbe yapmışlardı da Tanrı, Kâbelerine ateş vurmuştu. Bunun üzerine öç almak için Kâbe’yi yıkmaya niyetlendiler. Halleri nice oldu, Kuran’ı oku, anla!

*

Eşek bile hızlı yürüyeyim derken balçığa saplandı mı oradan kurtulmak için çabalar.

*

Bir adam, günahta ısrar eder, kötülüğü kendine sanat edinirse artık tövbe etmeyi bile aklına getirmez; o suç gönlüne tatlı gelir;böyle böyle nihayet dinsiz olur gider.
İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey olur mu ( Sure 55 Ayet 60)

*

18. Sure Ayet 109: De ki:" Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek ; Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi."
31. Sure Ayet 27: "Yeryüzündeki ağaçları kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha katılsa yine de Tanrı'nın kelimeleri bitmez. Tanrı azizdir. Yaptığı şeyi doğru ve yerinde yapan Tanrı'dır.

*

Peygamberlerin beş tanesi Ulül Azim yani azim sahibi ulu peygamberdir. Şeriat ve kitap sahibi olan bu beş peygamber yalnız kendi kavimlerine değil bütün insanlığa gönderilmişlerdir. Kur'an'nın 33. Suresi 7 ayetine göre bu peygamberler şunlardır: 1. Nuh Peygamber 2.İbrahim Peygamber 3. Musa Peygamber 4. İsa Peygamber 5. Hz. Muhammed

*

(35. Sure Ayet 24)
"Şüphe yoktur ki biz seni hak üzerine müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki aralarında korkutucu olmasın."

 

(49. Sure Ayet 10)
Şüphe yok söz bundan ibarettir. Müminler kardeştir. Kardeşlerinizin arasını uzlaştırın, Tanrı'dan korkunda merhamet edilenlerden olun.

(2. Sure 255 Ayet)
"Tanrı öyle bir tanrıdır ki ondan başka diri ve ebedi tanrı yoktur, ne pinekler ne uyur. Göklerde ve yerde ne varsa onundur. İzni olmadıkça birisi hakkında kim kime şefaat edebilir ki? İnsanların önündeki ve arkalarındaki şeyleri de Tanrı bilir. Halk O'nun dilediği şeyden başka hiçbir şeyi bilip anlayamaz. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplar. O bunları korumada zahmete düşmez. O pek yüce ve pek büyüktür.

Kürsü Tanrı'nın azametini temsil eder. Cismanidir ve arşın altında olarak kabul olunmuştur.

Bakara suresi 255. ayete Ayetel Kürsi denilmektedir.

(17. Sure Ayet 70)
"Şüphe yok ki biz Adam oğullarını ululadık. Onları denizde karada gemilere ve hayvanlara bindirdik. Onlara temiz şeylerde rızk verdik ve üstün olarak yarattığımız mahlukatın çoğundan üstün ettik.

"Kerremnâ" ululadık demek.

“ Ve hamelnâhüm fil berri vel bahri” onları karada ve denizde bindirdik demek.

*

Tane arayana tane tuzaktır. Fakat Süleyman arayan hem Süleyman'ı bulur hem taneyi bulur.

*

Onlar Tanrı Resulü yüzünden tek bir nefes oldular. Yoksa her biri birbirine düşmandı.

*

Üzümlerin suretleri kardeştir. Sıktın mı tek bir üzüm suyu olur.

*

Aferin üstat Aklı küll-e (Cebrail), yüz binlerce zerreye birlik bahşetti.

*

Uzağa bakış, insanı kör eder.

*

Kör kuşlarız, terbiyeden hayli uzağız. Bilgisizliğimiz, körlüğümüz son derecede. Bu yüzden de Tanrı azizlerini incitmeye kastediyoruz.

*

Sen “Kerremn┠hükmünce bir padişahsın ki hem karaya ayak atabilirsin, hem denize!
“ Ve hamelnâhüm fil berri vel bahri” hükmüne mazharsın. Canını karadan kurtar, denize yürüt!

*

Ey Lâmekân âleminden mekân izhar eden, ey “Rızkınız göktedir” sırrını ayan eyleyen!”

 
   
     
DİNİ BİLGİLER
Pirim Hz. Mevlana'ya ithaf olarak yazan ve hazırlayan Işık Sükan
Dini Bilgiler (1)
Dini Bilgiler (2)
Dini Bilgiler (3)
Dini Bilgiler (4)
Dini Bilgiler (5)
Dini Bilgiler (6)
Dini Bilgiler (7)
Dini Bilgiler (8)
Dini Bilgiler (9)
Dini Bilgiler (10)
Dini Bilgiler (11)
MEVLANA'DAN İNCİLER
Hazırlayan Işık Sükan
Mevlana'dan İnciler(1)
Mevlana'dan İnciler(2)
Mevlana'dan İnciler(3)
Mevlana'dan İnciler(4)
Mevlana'dan İnciler(5)

© 2005 Işık Sükan - Her Hakkı Saklıdır. İzin almadan çoğaltılamaz ve kopyalanamaz.
Bu site bir Bora Döken tasarımıdır.